19 Ekim 2024 Cumartesi

Çölde vaha

Oğlum, evimize beş on dk mesafedeki bir kültür merkezinde belli yaştaki çocuklara çok yönlü eğitimler veren iki senelik bir programı kazandı ve dün itibariyle başladık. Haftada bir gün kendisini oraya götürüp 2 saat boyunca bekleyecek olduğum için "başladık" diyorum. Boş boş beklemek beni çok sıkar o yüzden kitabımı defterimi, olur ya illustrasyon çizerim diye küçük uyduruk bir sketchbook ve bir kaç boya kalemini çantama atıp, suyumu çerezimi ihmal etmeyip cevat kelle misali düştüm yollara. İlk gün oryantasyon vardı, yine de "iki saate yakın sürecek, şu saatte burada olun" dediler. Çok güzel bir bekleme salonu var binanın biliyorum (sınava geldiğimizde beklemiştim), oraya seğirtmeden önce en üst katta bir kütüphane varmış bir bakayım dedim. Bazen çok iyi derim. Hiç bir kayıt şart şurt, kapıda bir durduran, "hayırdır hemşerim" diyen yok, dümdüz girdim. Ne göreyim? Semtin çatılarını ufka kadar tepeden izleyen küçük pencerelerin yanlarına kondurulmuş koltuk ve masalarıyla, etrafa serpiştirilmiş kitap raflarıyla, sessiz, sıcak, apaydınlık büyük bir oda. Bizim semte göre çölde bir vaha! Nasıl mutlu oldum anlatamam. Diğer masalarda tek tük insanlar, ders çalışan öğrenciler. Kimse kimseyle ilgilenmiyor. Çantamı bir masaya koyup raflara baktım, sadece bildik klasikler göreceğimi düşünüyordum ama çok çok daha fazlası vardı. Okumak isteyebileceğim ama çoğu kütüphanemde yer almayan bir sürü klasik ya da güncel edebi eser. Bir kaç tanesini hemencecik seçip, asıl keşfi ileriki günlere bıraktım. İki kitaptan ikişer öykü okuyup, kalan zamanda mutluluk sarhoşluğuyla manzarayı izledim. Her gittiğimde, o yazardan bir öykü, şu kitaptan bir deneme, falanca kitaptan bir bölüm diye ortaya karışık keyifler çatmanın planını baştan yaptım.  Zaman dolup da çıktığında oğlum halinden gayet memnundu. Annesi daha bile çok! Haftada bir gün 2 saatten kafa izinleri, küçük küçük edebiyat tatilleri her anneye nasip olmaz, değerini bildim, şükrünü ettim... 


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder