Son aylarımı malayani ile çöp ettiğimi buradan yazıp da alemi şahit tutmasam iyi olurdu ama yazıya nerden başlayacağımı bilemedim. Faydalı işlere- yeniden- nasıl başlayacağımı da bilemiyordum. Sonra, dün, nefsimin yana yakıla istemekte olduğu faydasız şeyleri okuyacağıma Fatma Barbarosoğlu'nun son yazılarına göz atayım dedim. Geçenlerde ölüm üzerine bir kitap yayımladığı (O Aslında Ölmedi), Kabir Modernleşmesi üzerine yeni bir kitap projesi hazırladığı, yakın zamanda kayınvalidesi ve saygı duyduğu bir yazar olan Rasim Özdenören vefat ettiği için son yazılarına ölüm teması hakim olmuştu. Bu yazıların içerikleri ölümü tefekkür etmediğim gerçeği ile yüzleştirdi beni. İçine gömüldüğüm malayani batağından çıkmak için bir halat olarak anladım bunu. (Çünkü gerçekten başı boş bırakılmış değiliz.) "Ölüm üzerine okumalar yapmam gerekiyor" dedim. Ölüm üzerine okumalar deyince benim aklıma ilk Gazali gelir. İhya'nın dördüncü cildinde buldum aradığımı. Uzundur bulanık olan zihnimin sisini dağıtmak için böylece başladım okumaya...
5 Ağustos 2022 Cuma
28 Nisan 2022 Perşembe
Uykusuz
Sahurdan sonra sofrayı, mutfağı toparlamadan yatamayanlardanım. Bazen bu çaba uykuma mal oluyor bugünkü gibi. Uzun ara verince, uyku sahibini beklemeye sabredemeyip gidiveriyor yoluna herhalde. Bir migren hastası için büyük sıkıntı ama ne yapsam olmuyor bazen işte. Yattığım yerde boş boş yatamam, açıp birikmiş Fatma Barbarosoğlu yazılarını okuyorum gazetenin sitesinden. Uyku yine gelmiyor ama iki paragraflık bir yazıyı zaptedip kendimce kâr ediyorum:
"Hikâyeleri edebi bir zevk için okurum, sonra sosyal bilimci yanım aldığım edebi zevki sorularla çerçeve içine alır. Bana bir soru armağan etmeyen, bir hayat tecrübesi sunmayan metinlerle aram pek hoş değildir.
İyi bir hikâye sadece hikâye değildir, geçmiş zamanın bütün yükünü taşır. Duygu olarak, sosyal doku olarak, dünü güne bağlayan köprü olarak. "
25 Nisan 2022 Pazartesi
Eski öyküler yeniden
Çok güzel kitaplarım var okunmayı bekleyen. Kitaplığın önünden geçerken gözüm değdiğinde bile beni mutlu eden. Henüz okunmamış cümleler, henüz duyulmamış hikayeler, yeni ufuklar açacak yeni fikirler. Hazır kıta bir vaatler ordusu! Fakat nedense son zamanlarda güncel okumalarıma önceden okuyup bitirdiğim öykü kitapları eşlik ediyor. Eskilerden bir öykü okuyup bırakayım diyorum ama sayfalar sayfaları çevirtiyor, bir bakmışım kitap bitmiş. Aslında iyi oluyor, unuttuklarımı hatırlıyorum, unutamadıklarımı bir kategori altında biriktiriyorum. Uzun zamandır en sevdiğim öyküleri bir yere toplamak istiyordum, böyle böyle ayırmaya başladım. Okuma notlarını yazdığım bloğumda 'hikayelerim' etiketi altında biriktiriyorum.
Mukadder Gemici'nin çok sevdiğim hikayesi 'Nuh'un Kızı' bunların ilki oldu. Aynı kitaptan iki kardeşini daha yanına aldırdı. Şimdi Fatma Barbarosoğlu'nun İki Kişilik Rüyalar'ını okuyorum yeniden. Bakalım burdan neler kalacak elimde. Bu da yeni bir kitaba başlamak kadar heyecan verici...
31 Ağustos 2021 Salı
Yıllar sonra Ayasofya
27 Mayıs 2021 Perşembe
Bezgin
Baktım kahvem bitmiş, kuzu da uyuyor, ablasına emanet edip markete gittim. Kasada işlem beklerken bir çocuk yanımdan geçti, geçerken de neşeli bir şekilde "karpuzları kesmeyelim, karpuza şiddete hayır" dedi. Bunun üzerine neşeyle gülmem gerekirdi, çünkü normalde öyle olur. Çocukların bıcır bıcır laflarından keyif alırım. Ama olmadı. İçimdeki bezginliği aşıp da herhangi bir duygu hissedemedim. O zaman, elinde çalışıp çabalamak, ekranlara bakmak ve kaygı duymaktan başka bir şey kalmamış olan insanlığa kendi özelimde üzül...mek istedim, ama içimdeki bezginliği aşıp da üzülemedim.
25 Nisan 2021 Pazar
Anlık bir isyanımsı
Eşimi aradım, yine biriyle konuşuyordu. Şaşırmadım. Ömrü telefon konuşmalarıyla geçer, bense düzenli aradığı kişi sayısı üçü geçmeyen biriyim. Benzeşmediğimiz bir milyon şeyden sadece bir tanesi bu. Yine de Rabbim muhabbet vermiş dört senedir yürüyoruz elhamdülillah.
Yürüyoruz dediğim tabi ki de mecaz, yoksa aylar oldu şöyle yan yana yürüdüğümüz yok. Pandemi yüzünden evden çıktığım yok hatta. Eskiden sıkça gittiğim Beyazıt, Eminönü, Üsküdar, Emirgan gibi yerleri düşündükçe burnumun direği sızlıyor. İki buçuk yaşında bir evladımız ve kronik hasta büyüklerimiz olduğu için sabrı katık ettim, ruhum yarı aç bekliyorum da bekliyorum. Yine de bu kadar sakınım fazla geliyor bazen bünyeme. Eski yazılar, eski fotoğraflar arasında kayboluyorum. Bir türbe bahçesine, bir cami avlusuna hasret kalan gönlümü yatıştıracak teselli bulamıyorum...
17 Nisan 2021 Cumartesi
Zaman yönetimi, mükemmeliyet ve gelişine yaşamak
Ramazan'da zamanın, daha doğrusu hayatın nasıl geçtiğini anlamıyorum. Hep meşgul hissediyorum kendimi ama bunun gözenekleri geniş bir meşguliyet hali olduğunun da farkındayım. Demek istediğim, sürekli bir şey yapıyor gibi görünsem de doldurabileceğim sürüyle boşluk var günlük hayatımda biliyorum. Zaman yönetimim her daim felaket olmuştur! Aslında bir iki aydır küçük bir not defterine günlük planlar yapıp uygulamaya çalışıyordum ve bu, muhteşem bir dönüşüme yol açmasa da, şöyle böyle işe yarıyordu. Ama Ramazan öncesi 10 günlüğüne şehir dışına çıkınca benim programlar da aniden kesiliverdi. Yanıma aldığım Görsel Arapça kitabının kapağını açamadım. Not defterimi elime alıp da bir satır yazamadım. İki kitap götürdüm, birinin yarısını bile bitiremedim. Bunların yerine küçük bir kasabanın sokaklarında şahane yürüyüşler ve mevsim nedeniyle bomboş olan sahillerde kafa dinleten deniz seyirleri yaptım. Üstüne temiz hava bol gıda. Nasıl da ihtiyacım varmış böyle bir molaya, ben bile şaşırdım.
Neyse, işte sonra Ramazan geldi, hoş geldi. Kendi telaşesiyle beraber geldi. Neredeyse bir haftası da geçti gitti. İki gün önceydi, "artık silkelen de Arapça'ya yeniden başla" dedi içimdeki bir ses. Kendisine hak verip youtube'dan indirdiğim Beyneyedeyk videolarından birini açtım. Sonra dün bir diğerini. "Atalet ve rehavetin tek ilacı var" demiştim geçenlerde kız kardeşime, "o da işe bir yerinden başlamak." Başlayınca hakikaten devamı geliyor. İki gündür sadece ekrana bakarak ders dinliyorum, bugün okumalarıma yeniden başlamak ve küçük not defterimi açıp da yeniden program oluşturmak isteği geldi içime. Fakat hiç bir mükemmeliyet kaygısı olmadan, salaş ve gelişine bir tavırla. Çünkü içinde bulunduğun kırk yaşında idrak ettiğim bir şey var: 'Yapacaksam en iyisi en kapsamlısı olsun' düşüncesi beni yavaşlatmaktan başka bir işe yaramıyor! Ben mükemmel değilim, hiç bir zaman da olmadım. Mükemmel olmayı mecburiyet zannedip kendime eziyet ettim sadece. Artık not bile almadan Arapça videoları izliyorum, kitap okurken ayrıntılı notlar almayı bıraktım ve not defterime iki günde bırakacağım aşırı özenli program ve şablonlar çizmiyorum. Aslolan süreklilik çünkü. Hızla koşup hemen yorulmaktansa yavaş yavaş kısa mesafeler almak. Ama her gün, hiç bırakmadan.
Böyle böyle geriye bir bakıyorsun, sürüyle adım atmışsın. Bir şeyler seni değiştirecek kadar birikmiş. Artık başlangıçtaki o insan değilmişsin...
27 Şubat 2021 Cumartesi
Sözcükler ve resimler ve diğer önemsiz şeyler
25 Şubat 2021 Perşembe
Sosyal medya bozgunu
Hayat ne tuhaf, çok sevdiğim ve tarafından sevildiğimi düşündüğüm birinin her mecrada beni engellediğini öğrendim geçenlerde. Sebep? Bunu keşfeden ve benim gibi engellenmiş olan diğer bir arkadaşımla düşündük taşındık, bulamadık sebebini. Tercih ve ruh hali meselesi deyip konuyu kapattık. Mecburen. Ama bir burukluk kaldı. Bir de hafif bir utanç. Çünkü söz konusu arkadaş çok sık kimlik ve yer değiştirirdi sosyal medyada ve ben bunu ruh halinin değişmesine verdiğim için her bulduğumda tekrar takibe alırdım. Şimdi bundan ne kadar utanıyorum! Belki de amiyane tabirle bizi silkelemeye çalışıyordu ama anlamadığımız için yapışkan yüzsüz tipler konumuna düştük istemeden! Bunca yıllık sosyal medya hayatımda bundan daha büyük bir bozgun yaşamadım sanırım.
23 Aralık 2020 Çarşamba
Yazma umudu
Bir sürü şeyler oluyor. Kitaplar okuyorum. Çook uzun zaman sonra dvd'yi kurdum, film izlemeye de başladım. Kuzum büyüyor, tatlı tatlı anılar birikiyor. Velhasıl yazacak şeyler çok. Ama günlük blogları tazeyken yazılmalı, üzerinden zaman geçen şeyleri yazmak için içimde istek bulamıyorum.
2020 bağrımızı delip geçti. 2021 bolca hayırlar getirsin. İnşallah bu umutla yeniden yazmaya başlarız. Hepimiz. Eski günlerdeki gibi...




